Lykiasun » Anasayfa Lykiasun » Site Haritası Lykiasun » İletişim
Türkçe (Turkish) English Deutsch
Lykiasun » Hakkında Tarımsal Ürünlerde İzlenebilirlik Lykiasun » Ürünler Lykiasun » Sertifikalar Lykiasun » Referanslar Lykiasun » İletişim
  İzlenebilirlik

  İletişim
Lykiasun Lykia Tarihi Lykiasun - Lykia Tarihi

Dalaman çayından başlayıp Antalya yakınlarındaki Phaselisi de içine alan ve bugün, teke yarımadası denilen bölgeye antik çağda Lykia denilirdi.

Işık ,ülkesi anlamına gelen Lykia’da yaşayan ve özgürlüklerine son derece bağlı olmaları ile tanınan bölge halkı ise Lykialılar olarak anılmaktaydı.

Lykia kentlerinin tarihi M.Ö. 7. yüzyıldan yukarılara çıkarılamasa da M.Ö. 2000 de Anadolu’ya gelerek burada bulunan Hatti kavmi ile kaynaşıp kuvvetli bir imparatorluk kuran Hititlerin metinlerinden Akdeniz bölgesinde yaşayan dili Luvice olan ve Lukka denilen bir kavmin olduğunu öğreniyoruz.

Hitit kralı 4. Tudhaliya (M.Ö. 1250-1120), Lukka seferine çıkmış ve “ Patar dağının karşısında adaklar ve armağanlar yaptım steller diktirip kutsal mekanlar inşa ettim” demiştir.

Hititlerin Lukka dedikleri bu kavmin Anadolu’nun yerlisi olduklarını ve kendilerine Trimili’li dediklerini ve yıllarca bu bölgede yaşadıklarını, Hititlilerle Mısırlılar arasındaki M.Ö. 1295 yılında yapılan Kadeş savaşında Hititlerin müttefiki olarak katıldıklarını, Mısır firavunu II. Ramses (M.Ö. 1297-1230) dönemine giren Amarna yazılı kaynaklarından Lykialıların Güneybatı Anadolu’da oturduklarını, M.Ö. 1227 yılında Mısır’a, M.Ö. 1200 yılında kralları komutasında Troyalılara yardıma gittiklerini biliyoruz.

“Ben ta uzaklardan geldim yardıma anaforlu Xanthos’tan geldim uzak Lykia’dan sevgili karımı yavrumu kodum orada yoksulların göz dikeceği bir sürü mal mülk kodum savaşa sürüyorum Lykialıları gene de kendim de en öndeyim işte bak”

bu sözler, Lykialıların önderinin Troya savaşları sırasında Troya prensi Hektor’a cesaret vermek için söylediği sözlerdir.

M.Ö. 1200’lerde ardı arkası kesilmeyen deniz kavimlerinin saldırıları sonucu Hitit devleti yıkılmış ve yerine orta Anadolu’da Fryg devleti kurulmuştur. Onların yıkılmasından sonra da Batı Anadolu’da Lydia devleti kurulur. M.Ö. 546 ‘da da onların Perslere yenilmesi ile bütün Anadolu Pers egemenliği altına girer. O güne kadar hiçbir devletin egemenliği altına girmeyen Lykialılar, Persleri büyük bir direnişle karşılarlar. Üstün Pers kuvvetlerine yenilen Xanthos’lular düşmana esir olmaktansa topluca intiharı tercih ederler. Heredotos bu olayı şöyle anlatır;

“ Harpagos ordusu Xanthos ovasına indiği zaman, onlar da karşı koydular, bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam aldılar, ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çocukları, hazineleri ve köleleri kaleye doldurdular ve alttan, yandan ateşe verdiler, öyleki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırdılar ve Xanthos’ta oturanların tümü de savaşarak ölmüş oldular. Bugün bütün Lykia’da kendilerini Xanthos’lu diye tanıtanların, seksen ev dışında, hepsi de yalancıdır. Bu seksen aile o zamanlar ülkenin dışında bulunuyordu, bundan ötürü hayatta kalmışlardır.”

Bundan sonra da Lykia kentleri işgal edilmiş ancak Persler Lykialılar üzerinde tam anlamıyla egemenlik kuramamışlardır.

Denizlerde de güçlü olan Lykialılar, M.Ö. 4820’de Perslerin, Yunan seferine 50 gemi ile katılırlar.

“Lykialılar 50 gemi ile gelmişlerdi. Göğüslük ve dizlik giyiyorlardı. Kızılcık ağacından yayları ve dikensiz kamış okları ve mızrakları vardı. Omuzlarına keçi postu atarlar, başlarına çepeçevre tüyler takılı keçe başlıklar geçirirlerdi. Ayrıca kılıç ve hançer de taşıyorlardı” diye anlatır Heredotos, sefere katılan Lykialıları.

M.Ö. 362 yılında Perslere karşı isyan eden satrapların yanında Pisidyalılar, Klikyalılar ve pamfilyalılarla birlikte isyana katılan Lykialılar, Perslerin yanında yer alan Karia satrabı Mausollos’a yenilince, Lykia Karia satraplığına bağlanır.

Perslerin kendilerini Karia egemenliği altına sokmasına kızgın olan Lykialılar M.Ö. 333 yılı kışında Lykia’ya gelen İskender’i dostça karşılar ancak İskender kendi komutanlarından Nearkhos’u buraya komutan atayarak yoluna devam eder ve Lykia’nın özgürlüğü böylece son bulur.

İskender’in ölümüyle Antigonos’un eline geçen Lykia M.Ö. 310’da Mısır’da hüküm süren Ptolemaios’ların onlardan sonra Lysimakhos’un ve M.Ö. 296’da yeniden Ptolemaios’ların eline geçer.

M.Ö. 197’de Anadolu’yu eline geçirmek isteyen Seleukosların kralı 3.Antiokhos’un M.Ö. 190 yılında Romalılara yenilmesi üzerine Lykia bu savaşta Romalıların yanında yer alan Rodos’a verilir. Rodos’a armağan edilmelerini kabullenemeyen Lykialılar onlara itaat etmektense her şeye katlanacaklarını bildirerek önce M.Ö. 187 daha sonra da M.Ö. 181 yılında isyan ederler ancak bunlarda başarısız olurlar.

Rodos’la ilişkilerinde değişikliğe giden Roma senatosu M.Ö. 167 yılında Karia ve Lykia topraklarının bağımsızlığını ilan eder, bunu üzerine kurulan Lykia birliğine 23 şehir katılır.

M.Ö. 88’de Pontus kralı Mithridates Güney Anadolu’ya saldırır. Lykialılar, Romalılarla bereber Pontus kralına karşı direnirler. M.Ö. 84’de Sulla’nın Pontus kralını yenmesi sonucu Bubon, Balburo, Oinoanda şehirleri de ödül olarak Lykia topraklarına katılır.

Aynı dönemde Lykia amirali Aekhmon Romalılarla beraber Olympos’ta bulunan korsan reisi Zenekites’e karşı savaşır ve onun yenilmesi sonucu korsana yataklık eden Olympos ve onunla ittifak yapan Phalesis ve Korykos birlikten çıkarılırlar.

Ceasar ile Pompeius arasındaki savaşta Ceasar’ın tarafını tutan Lykia, Ceasarın bir suikasta kurban gitmesi ve onu öldüren Brutus’un Lykia’ya sefer düzenlemesi sonucu bir kez daha işgal tehlikesi ile karşılaşır. M.Ö. 42 yılında Brutus, Lykia birliği askerlerinin toplandığı Xanthos’a saldırır. Tüm cesaretlerine karşın bu büyük kuvvetlerin karşısında tutunamayan Lykialılar tarihlerinde ikinci kez toplu intihar ederler.

Brutus şehre girdiğinde kucağında ölmüş çocuğu ve elinde evini ateşe verdiği meşale bulunan bir kadın cesedi karşısında duygulanıp askerlerine kurtardıkları her Xanthos’lu için ödül vereceğini ilan eder ancak bu felaketten yalnızca 150 Xanthoslu kurtarılabilir.

Daha sonra roma ordularının Brutusu yenip yeniden Lykia’ya hakim olmaları üzerine Antoninus, Lykia şehirlerini onartır ve Lykia’nın özgürlüğünü onaylar. Böylece lykia, Roma gücünün alanı dışında kalan tek küçük asya bölgesi olarak kalır.

Roma imparatorlarından Germanicus M.S. 17’de, Vespasianus M.S. 69’da Lykia’yı ziyaret eder. Xanthos’lular, Vespasianus’u kainatın velinimeti ilan ederek onun adına şehirlerine bir zafer takı dikerler. Son olarak da M.S.113’de İmparator Trianus Lykia’ya gelir.

Romanın bir eyaleti olarak refah içinde yaşamını sürdüren Lykia’yı M.S. 141 yılında bir deprem yerle bir eder, bu depremin yaralarını Roma ve yerli zenginler onarırken de M.S.240’daki ikinci bir deprem ve artan korsan akınları Lykia’nın bazı kentlerinin tamamen yok olmasına sebep olur, geri kalan Lykia kentleri ise M.S. 7. yy’daki Arap akınlarına kadar varlıklarını sürdürür ama zaman içinde arkalarında yüzyıllar boyunca söylenecek dizeleri bırakarak birer birer yok olurlar.

“Evlerimizi mezar yaptık, mezarlarımızı ev.
Yıkıldı evlerimiz, yağmalandı mezarlarımız.
Dağların doruğuna çıktık, toprağın altına girdik.
Suların altında kaldık, gelip buldular bizi.
Bozdular birliğimizi, alt üst ettiler bizi.
Biz ki; analarımızın, kadınlarımızın ve ölülerimizin uğruna.
Biz ki; onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna.
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları.
Bir ateş bıraktık.
Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan...”

Yazdırılabilir sayfa Bu sayfayı arkadaşlarınıza gönderin
 Adres: Mavikent Toptancı Hali No:157 Kumluca/ANTALYA E-Mail: info@lykiasun.com Tel: +90 242 884 40 14 Fax: +90 242 884 40 15